Medya ve Din Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Çok katmanlı bir konu olan medya ve din ilişkisini çeşitli yönleriyle tartışmaya açtığımız Medya ve Din Sempozyumu’nda konunun paydaşları olabildiğince bir araya getirilmeye çalışıldı. Medya ve din ilişkisinde verimliliği arttırmak, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek ve tarafları ortak bir zeminde buluşturmak öncelikli amaçlar olarak belirlendi. Daha fazla bilgi icin »

 

iletisim fakültesi

Günümüz dünyası bilginin hızla aktığı, bilgiyi üretmenin, ona sahip olmanın önem kazandığı ve “iletişim çağı” olarak adlandırılan bir dönemdir. İletişimi yönetmenin ve tasarlamanın önem kazandığı dünyamızda iletişim profesyonellerine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde yer alan Halkla İlişkiler, Medya ve İletişim Sistemleri, Görsel İletişim Tasarımı bölümleri, oluşan bu ihtiyacı karşılamak üzere, çağın gereklerine uygun olarak öğrencilerine nitelikli bir eğitim olanağı sunmaktadır.

Fakültemizin müfredatları ve ders içerikleri sektör ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanmış ve teorinin pratikle buluşması sağlanmıştır. Kuramsal eğitimin önemi kadar uygulamanın önem taşıdığının farkında olan fakültemiz televizyon, radyo ve fotoğraf stüdyoları, montaj setleri, animasyon atölyesi, Halkla İlişkiler Uygulama Atölyesi, Medya Atölyesi, İtalik Dergisi ve Gazetem öğrencilerimizin uygulama yapacakları alanları oluşturmaktadır.

İlk yıl iletişim bilimleri ve ilişkide olduğu disiplinlerle ilgili eğitim alan öğrencilerimiz ikinci yıldan itibaren alanlarına yönelmeye başlamakta ve başarılı akademik kadromuzun verdiği akademik danışmanlıkla ilgilerine göre dersler seçerek kariyerlerini inşa etmeye başlamaktadırlar. Sektörle ilişkilerin önemine inanan fakültemiz, çeşitli kuruluşlarla ortak çalışmalar yürütmeyi hedeflemekte ve öğrencilerimizin öğrenim hayatları sırasında sektör ile bağlarını güçlendirmesini önemsemektedir.

İletişim Fakültesi Dekanı

Prof. Dr. Mete Çamdereli

Medya ve Din Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Çok katmanlı bir konu olan medya ve din ilişkisini çeşitli yönleriyle tartışmaya açtığımız Medya ve Din Sempozyumu’nda konunun paydaşları olabildiğince bir araya getirilmeye çalışıldı. Medya ve din ilişkisinde verimliliği arttırmak, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek ve tarafları ortak bir zeminde buluşturmak öncelikli amaçlar olarak belirlendi.

Devamı için tıklayın

Kürşat Kızbaz’ın yapım aşamasında olan yeni filmi “Somuncu Baba”nın teaserı ilk kez Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nün düzenlediği sinema etkinliklerinde gösterildi

ramazanhaber

Devamı için tıklayın

MEDYA VE DİN SEMPOZYUMU

İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği Medya ve Din Sempozyumu 2 Nisan tarihinde İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce yerleşkesinde başladı. İki gün boyunca sürecek sempozyumda medya ve din ilişkisi çeşitli başlıklar altında tartışılacak. Prof. Dr. Mete Çamdereli, Yrd. Doç. Dr. Betül Önay Doğan ve Arş. Gör. Nihal Kocabay Şener tarafından organize edilen sempozyum saat 10.30’da açılış konuşmalarıyla başladı. Açılış konuşmalarını İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mete Çamdereli, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Nazım Ekren, Diyanet İşleri Başkanı Prof Dr. Mehmet Görmez ve RTÜK üyesi Nurullah Öztürk gerçekleştirdiler.

2a

Prof. Dr. Mete Çamdereli: “Medya ve Din Araştırmaları Merkezi kurmayı hedefliyoruz”

İlk konuşmayı Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanımız Mete Çamdereli yaptı. İnsan hayatını tüm yönleriyle etkileyen ve sınırları çok geniş iki alan olarak medya ve dinin sınırlarını belirlemenin hiç kolay olmadığını söyleyen Pof. Dr. Mete Çamdereli “On farklı oturumda çeşitli konular tartışılmaya çalışılacak” dedi ve ekledi: “Umarım tasarlanan oturumlar için öngörülen konu başlıkları medya ve din konusunu resmedebilir.”

İletişim Bilimleri alanında medya ve din konusunun tartışılmaya başlanacağı bir ilk sempozyum olarak bu çalışmanın arkasının geleceğinin işaretlerini de veren Prof. Dr. Mete Çamdereli “Önümüzdeki yıllarda başka dinlere de odaklanarak geniş katılımlı bir uluslararası medya ve din sempozyumu düzenlemek ve yine üniversitemiz çatısı altında Medya ve Din Araştırmaları Merkezi kurmak hedeflerimiz arasında” dedi.

7a

Prof. Dr Mete Çamdereli konuşması boyunca dinin medyadaki olumsuz temsillerine örnekler vererek sempozyumun tartışma konularına yönelik bir medya ve din panoraması çizdi. Bu panoramada sosyal ağlar üzerinden yapılan dualar, paylaşılan ayetler, hadisler; Allah, şeytan, baş melek gibi kullanıcı isimleriyle yapılan sosyal paylaşımlar; kıbleyi gösteren akıllı telefon uygulamaları, amel defteri, dijital Kuran gibi dijital iletişim teknolojilerinin ortaya çıkardığı yeni mecralarda dinin genişleyen konumlanması yer alıyor. Dini kolaylıklar sunduğu söylenen tüm bu uygulamalara sorularla yaklaşan Prof. Dr. Mete Çamdereli sosyal medya paylaşımlarından yola çıkarak “İbadetin bireysel ya da toplumsal mahremiyeti ortadan kalkmış, sosyal medyayla gizlilik yok olmuştur.” tespitinde bulundu. Geleneksel medya açısından ise Ramazan aylarında yapılan dini yayın ve programlar, medyatik vaazlar, fetiş nesnesine dönüşen medya vaizleriyle dinin popülerleştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mete Çamdereli medyanın kapitalist çıkarları doğrultusunda dinin kullanıldığını belirterek “Medyatik düzeyde eylemselleşen ve magazinelleşen dinin asıl hedefi örselenmiş, gerçek kıblesi perdelenmiş, en azından bildik geleneğinden koparılmıştır. Medyatik sesin de görüntünün de kıblesini bulmak artık imkânsızlaşmıştır.” saptamasında bulundu.

Medyatik dinin toplumun din algısını basit tartışmalara indirgeyerek düzeysizleştirdiğini söyleyerek medyanın içine girdiği bu sorumsuz tutumu aynı zamanda toplumun değerlerine de yapılan ciddi bir haksızlık ve hakaret olarak değerlendiren Prof. Dr. Mete Çamdereli, tüm bu olumsuzlukları ortaya koyarak sorunları gidermek için “Ne yapabiliriz?” sorusuna cevap bulma kaygısıyla sempozyumun şekillendiğini anlattı. Medya ve din ilişkisinde sorunları gidermek amacıyla olumsuzlukları öne çıkaran bir konuşma yapan Mete Çamdereli olumlu örnek olarak Diyanet TV’yi gösterdi ve “Temennimiz iyi örneklerin yaygınlaşması, kötü ve iyi örnekleri ortaya koyarak bir çıkarsamaya varmayı ve ortaya çıkan sonucu, konuyu çevreleyen tüm paydaşlarıyla paylaşmayı arzu ediyoruz.” diyerek sempozyumun çerçevesini çizdiği konuşmasını sonlandırdı.

Prof. Dr. Nazım Ekren: “Medya ve din ilişkisini değerli uzmanlarla tartışacağız”

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Nazım Ekren konuşmasına bu sempozyum aracılığıyla düşüncelerini kamuoyuyla paylaşacak olan fakültemizin ve diğer fakültelerin öğretim üyeleri ve akademisyenleri, kamu otoritesinin temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve uzmanlara katkılarından dolayı teşekkürlerini sunarak başladı.

4a

Günümüzde değişik alanlardaki veri ve bilgilerin geniş halk kesimlerine aktarılmasında oldukça etkili bir kanal olduğu için medyanın öneminin giderek arttığını vurgulayan Ekren, din ve medyanın bireysel ve toplumsal duygu ve düşüncelerimizin oluşumunda, karar ve uygulamalarımızın şekillenmesinde oynadığı özel bir fonksiyona dikkat çekti. “Doğru ve sağlıklı veri ve bilgilere dayalı değerlendirmeler ve yaklaşımlar istikrar ve huzuru sağladığından sorumluluk getiren özel bir konudur” vurgusunu yapan Ekren, sempozyumda bu çerçevede medya ve din eksenine bağlı olarak toplumun her katmanıyla, her konusuyla ve her konseptiyle ilgili ticaret, söylem, iletişim ve yönetişim, kamusal alan, popüler kültür, toplumsal değişim, görsellik gibi birçok farklı alanı medya ve din ilişkisinde değerli uzmanlarla tartışılmış olunacağını belirtti.

Sempozyumun sonunda bir sonuç bildirgesinin de yayınlanacağını belirten Ekren, açılış konuşmasını sempozyumda emeği geçenlere teşekkür ederek sonlandırdı.

Nurullah Öztürk: “Medya toplum değerleriyle çelişmemeli”

Prof. Dr. Mete Çamdereli’nin ardından kürsüye gelen Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Nurullah Öztürk, medya dendiğinde ilk akla gelen kamu otoritesinin temsilcisi olarak dünyada ve Türkiye’de dinin özelde ise İslam dininin medyada temsilinin çok sorunlu bir alan olduğunu örneklerle anlattı. Nurullah Öztürk İslamofobi’nin dünya için anlaşılabileceğini, ama Türkiye’de görünen biçimiyle “yerli oryantalist” bakış açısını anlayamadığını ifade ederek “kendine yabancı bakış açısı esas tartışılması gereken alandır” vurgusunu yaptı. Denetleyici ve düzenleyici bir kuruluş olarak Radyo Televizyon Üst Kurulu’nda yayın ilkeleri doğrultusunda en çok “Toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı olamaz” maddesinden dolayı yayıncı kuruluşlara müeyyide uyguladıklarını ve en çok bu konuda bazı yayın organlarıyla karşı karşıya gelip eleştirildiklerini söyledi. RTÜK’e yönelik yapılan eleştirileri haksız bulan Nurullah Öztürk “Toplum değerleriyle medya organlarının yayın çizgisi arasında ciddi çelişki var” tespitinde bulundu. Sempozyumu medya ve din ilişkisinde yaşanan sorunları ortaya çıkarıp dikkat çekmesi açısından önemli bulduğunu söyleyen Nurullah Öztürk “kısa ve orta vadede yayın kuruluşlarının yayın politikalarına, hassasiyetlerine etki edeceğini düşünüyorum” dedi.

3a

Prof. Dr. Mehmet Görmez: “Medyamız dini ciddiye almalı”

Ardından kürsüye çıkan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez konuşmasına “modern zamanların en önemli sorunsalı medya ve din konusunda çalışmalarımızda önümüzü aydınlatacak bir literatür oluşturmaya başladıkları için bu işlere öncülük yapan rektörümüze ve dekanımıza kalbi teşekkürlerini” ileterek başladı.

Medyanın erişemediğimiz noktalardan bize bilgiler aktarması nedeniyle taşıdığı önemi belirten Görmez, “Bize bir haber getirenden, bize bir söz söyleyenden, bizi bir konuda bilgilendirenden bir tek şey isteriz o da doğru, sahih ve güvenilir bilgidir” sözünü aktardı. Medya kavramının pozitif ve makul kavramlar yerine negatif kavramlarla ilişkili anılmasının düşündürücü olduğunu belirten Görmez, biri size bir haber getirdiğinde diye başlayan bir sorgulamayı devam ettirecek temel ve öncü ilkeleriyle İslam dininin bir medya etiği takdim ettiğini belirtti.

“Medyada asıl olan bu sebeple doğru haberdir, doğru bilgidir. Medya organından beklentimiz sağlıklı, doğru bir bilgilenmeye olan ihtiyacımızın meşru yollardan sağlanmasıdır, hiç kimse kullanılmak istemez. Kimse oyuna getirilmek istemez. İnsanlık değerleriyle karşı karşıya getirilmesini kolaylaştıran bir yönlendirmeyle istismar edilmek istemez.” diyen Görmez, bu alanda sorunların artmaya başladığını ve din medya ilişkisinin içler acısı bir hal aldığını belirtti.

8a

Görmez konuşmasına şöyle devam etti. “Din medyada din genellikle ramazan sayfası ve Cuma saati programı olarak görülmektedir ve Medya din ilişkisinde asıl sorun budur. Dini takvim yaprağına, Ramazan sayfasına, Cuma saatine indirgeyen bir medya Müslümanlığı tarzıyla medya din ilişkisi sağlıklı bir zemine oturamaz. Dinin ondan beklediği Cuma sayfası hazırlaması değil, yalan haber yapmamadır. Olanı olduğu gibi aktarabilmesidir, insanlara doğru haber vermektir, insanları yanıltmamaktır, şaşırtmamaktır. Kişinin mahremine girmemek ve kimseye iftira atmamaktır. Bu tarz ahlaki kaygılar olmaksızın Cuma sayfası hazırlamak, dini konuları içeren köşe yazıları yayınlamak, belirli zamanlarda televizyonlarda dini program yayınlamak herhangi anlam ifade etmez. Yahut dini bir grubun, yapının propagandasını yapmak neticeyi değiştirmeyecektir.”

Din medya ilişkisinin çağın paradigmasıyla yakından ilgili olduğunu belirten Görmez, içerisinde yaşadığımız çağın bir tüketim, hız ve haz çağı olduğunu, rekabet, kazanma, başarı, pazara egemen olmanın en önemli motivasyon kaynakları haline geldiğini ve çağın kendi içinde büyük bir gayri ahlakiliği teşvik ettiğini vurguladı. İnsanların medyayı sadece pazarın bir parçası olarak görebildiğini, bütün enstrümanların bu pazara ulaşmak için bir araç olarak kullanıldığını, dinin de bu araçlardan biri haline getirilebildiğini tespit etti.

Son dönemde değişen şartlar, gelişme ve etkileyici dini hareketlilik profesyonel anlamda toplumu bilgilendirmek çabası içinde olan medya kurumları için yeni bir düzenlemeyi zorunlu kılarken Batıda pek çok medya organizasyonunun çalışmalarında din uzmanları istihdam etmeyi gerekli görmeye başladığını, ancak ülkemiz söz konusu olduğunda kayda değer bir gelişmeden söz edilemeyeceğini belirtti.

“Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hemen her gün İslam dini hakkında incitici değerlendirmeler ve kasıtlı saldırılar karşısında cevap verme çabası içinde milletimizi bilgilendirme gereği duyuyoruz.” diyen Görmez, din ve medya ilişkisi ele alınacaksa mutlaka Diyanet ve medya ilişkisi üzerinden tarihi bir takım araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Görmez, 3 Mart 1924’ten bugüne kadar Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili yazılı medyada yer alan bütün haberlerin dijital medyaya aktarılmış, konularına göre tasnif edilerek bu konularda çalışmalar yapacak genç akademisyenlere imkân hazırlandığını da müjdeledi.

Görmez konuşmasında meselenin din hakkında dindarların hoşuna gidecek, onların duygularını okşayacak adımlar atmak olmadığını, asıl meselenin medyamızın dini ciddiye alması olduğuna dikkat çekerek “arzu ettiğimiz şey ciddiye alınmak, anlaşılmak için emek vermek ve kutsal değerleri tartışma ve polemik konusu yapmamaktır” dedi. Medyada din gibi coğrafyanın bütün bir gerçekliğini kuşatan kalıcı bir fenomen hakkında asgari düzeyde de olsa bir bilgilenmeye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Görmez konuşmasına şöyle devam etti: ”Bu toprakların asil insanları olarak hangi dinden olursak olalım kutsal değerlerimizin kabul edilebilir saygı çerçevesinde doğru bir şekilde takdim edilmesine ihtiyaç vardır. Diyanet İşleri Başkanlığının günün şartları içinde verdiği ve her şeyden önce dinin dinamik karakterini yansıtan ve kişiye özel fetvalarını bağlamından kopararak manipülatif şekilde topluma aktarmanın ne gibi bir anlamı vardır? Diyanet İşleri Başkanlığı medyanın sürekli tekrarladığı bu gibi yanlış tercih ve uygulamaları her fırsatta düzeltmekten yorulmayacaktır.”

Görmez konuşmasının sonunda, “Milletimizin kanayan yarası olarak değerlendirebileceğimiz bu problem etrafında ülkemizin saygın ve sorumluluk sahibi bilim insanlarını bir araya getiren İstanbul Ticaret Üniversitesinin rektörüne, iletişim fakültesi dekanına, mesai arkadaşlarına teşekkür etmeyi yerine getirilmesi gereken bir borç addediyorum” diyerek medyanın doğru ve güvenilir bilgiyi ilke edinmesi temennisinde bulundu.

6a

5a

Detaylı bilgi için: http://ww4.ticaret.edu.tr/medyavedinsempozyumu/

II. Lisansüstü Öğrenci Kongresi

cela_öğr

Devamı için tıklayın…

Öğrencilerimiz Sanatsal ve Ticari Filmlerde Işık ve Aydınlatma Teknikleri Konusunda Uzmanlarla Buluştu

webicingorsel

Devamı için tıklayın

Sanat ve İletişim Dersi

sanatveiletisim

Devamı için tıklayın

oylamaya katıl maskotunu sec

maskot_ilan

Oylamaya katılın

Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nün Düzenlediği Sinema Etkinlikleri Devam Ediyor

kurgu1

Devamı için tıklayın…

Sinemada Görüntü Yönetmenliği” Atölyesi İletişim Fakültesi Film ve TV Stüdyosu’nda Gerçekleştirildi

Untitled-1

Devamı için tıklayın

Sinemada Görüntü Yönetmenliği

görüntü yönetmeni